25 Nisan 1915 te son kurşunu ve kanının son damlasına kadar savunan gazi ve şehitlerimizi minnetle anıyoruz!

0

Bundan tam 100 yıl önce bu gün, 25 Nisan 1915 ‘te Çıkarma harekatının ana bölgelerinden biri olan Ertuğrul Koyunda yaşananları, Binbaşı Mahmut Sabri hastanede yazdığı raporunda şöyle anlatıyordu:

Düşmanın İlk Bombardımanı ve Türk Askerinin Dayanıklılığı

12 Nisan 331 (25 Nisan 1915) sabahleyin saat 04.30 civarında şiddetli tarakalar (patlamalar) üzerine “ihtiyat bölükleri silah başına” diyerek düdük çalındı ve bölükler silahlarını alarak toplandılar. Düşmanın bombardımanından bir fikir edinmek üzere sahili görmek için Harapkale Tepesi’ne gidildi. Düşmanın gemi toplarının çoğu sahilde bulunan avcı hendeklerini dövmekte bulunduğundan yükselen siyah mavimsi ve yeşilimsi duman ile sahil örtülmüştü. Bundan dolayı bir şey görülemiyordu. (Bölge, donanmanın ettiği ateşe oran kabul etmez derecede küçüktü ve birçok daneler yanyana düşüyor birçok şarapnel de birbirinin arkasından patlıyordu. Ateş, güneyden ve batıdan makasvari geliyordu. Sonra kuzeybatıdan da gelmeye başladı. O sırada 37,5 milimetrelik iki top tahrip edildiği gibi birçok avcı ve irtibat hendeği dümdüz oldu. Hayat kurtarmak için kazılan avcı hendeklerinin bir kısmı mezar vazifesini gördü.) Aynı zamanda yürüyebilen yaralılar sargı yerlerine gelmeye başladı. Düşmanın ara sıra attığı mermilerin patlamasıyla düşen misket, hiç görülmemiş ve talimnamelerde yazılmamıştı. Misketin danesi, yuvarlak olarak yumurta kadar vardı. Savunan kuvvetin ileride bulunan kısmı avcı hendeklerini işgal etmiş, kaderine boyun eğmiş olarak görevini yapma zamanını beklerken ihtiyat kısmı da diz çökmüş silahları elinde, ne suretle olursa olsun düşmana saldırmayı arzu ettiklerini tavır ve hâllerinden belli ediyorlardı. Çoğu, arkadaşlarının, yanında toprakla gömüldüğünü ve bir kısmının bacağının, başının havaya fırladığını gördüğü hâlde düşmanın üstün kuvvetini ve cephanesini katiyen hatır ve hayaline getirmeyerek silahını kullanacağı zamanı sabırsızlıkla bekliyor ve ara sıra hendekten başını çıkararak ateş zamanı geldi mi diye bakınıyordu. Mermi tesiri ile düzlenen siperlerde sağ kalanlar, mermi çukurlarına yerleşiyorlar ve yeni siperler yapıyorlardı. Bu derece dayanıklı ve kuvvetli kalbe sahip olan, güven veren bu milletin askeri takdir edilmez mi? Bu askeri yetiştiren subaylar yüceltilmez mi? Saat 05.00’i geçmişti ki sahil bombardımanı seyrekleşti. Karaya asker çıkaracak gemiler (harp ve ulaştırma gemileri) toplanarak sahile yaklaşıyordu. Kirtenin güneydoğusunda ve 5 – 6 kilometre mesafede bulunan Alay Komutanlığına rapor yazıldı.

Yahya Çavuş’un Kahramanlığı

Koyun batı tarafına yerleşen ve koyu yandan gören beş manga askerimizle başındaki 10’uncu Bölük ikmal erlerinden Ezineli Yahya Çavuş’un* cesaret ve yiğitliği sayesinde bu koy sahili, boydan boya düşman cesetleriyle dolmuştu.

Yahya Çavuş, kahraman olduğu kadar direnmesi ve metaneti ve astlarına söz geçirmesi sayesinde manga askerleri ile birlikte çeşitli ve dehşetli bombardımana karşı akşama kadar direnerek düşmanın yüzlerce askerini öldürdü.

İkindiden sonra Ertuğrul Koyu’nu yandan döven bu dört mangalık siperin ortadan kaldırılması gerektiğine karar verilmiş olmalı ki, düşmanın bir kısım donanması oraya ateş açtı ve bu siperleri dümdüz etti. Kahraman Yahya Çavuş kalan askeriyle o siperlerden başka siperlere atladı ve düşmanın çıkarmasına engel olmak için ateşine de devam etti. Fakat Teke Koyu’ndan çıkan düşman kuvveti Aytepe’yi aldıktan sonra Ertuğrul Tabyasını arkadan sardığı haberi Yahya Çavuş’a geldi.

Kahraman Çavuş emri altında bulunan takımın bir kısmı ile bu yeni düşmana doğru ilerledi ve süngüleri taktırdı; fakat kendisine haber gelmeden evvel oradaki manga erlerinden dördü şehit olmuş, ikisi yaralanmıştı ve düşman makineli tüfeği kurmuştu. Yahya Çavuş’u makineli tüfek ateşi ile karşıladı. Ortalık kararmıştı. Bir tabur kadar iş gören Yahya Çavuş, üzgün bir vaziyette Harapkale’sinde bölük Komutanının yanına geri dönmeye mecbur oldu. Ertuğrul Koyu’nu 12 saat savunduktan ve her türlü ateşe dayandıktan ve siperleri dümdüz olarak arkası alındıktan sonra bölgesinden ayrıldı. Yahya Çavuş’un, benzerlerinden daha üstün bir şekilde ödüllendirilmesi gerekmektedir. Bölük subaylarının şehit olmaları, Tabur Komutanının sonradan yaralanarak hastaneye gitmesi, Yahya Çavuş’un kahramanlığının duyulmasına olanak vermedi.

Share.

Yorum Ekle