Çanakkale – Mithat Cemal

0

Basma, sahilleri hep insan eti
İki yüz bin ölünün iskeleti.
Basma, ta Ankara’dan tut da Van’ın
Yıkılan namütenahi yuvanın
Canlı enkazı olan evlâdı
Bu sevâhilde geçen yel kanadı.

Kan dolar, basma, ayak izlerine
Çürüyen göğsünü, toprak yerine
Koyarak, ezme ölen kardeşinin
Bir avuç yer ne kadar çok kişinin
Koludur, sinesidir, gövdesidir.
Mahv ü isbat ile müsveddesidir.

Bu cesedler yazılan tarihin,
İçi, deşsen, o sutûr-i siyehin
Ufacık, körpe kemikleridir hep.
Kalmamış, medrese, mesken, mekteb
Hepsi evlâdını dökmüş buraya!
İki yüz bin ölünün bir yaraya

Benzemiş milletimin göğsünde!
Bunu, kabil mi ki göz görsün de,
Yine artık medeniyet denilen
Kana lezzetle bakan, kabre gülen,
Evlerin çırpınan enkazından
Zulme, adavete saraylar dağıtan;

Tapacak tığ arayan, tac arayan,
Başka mabudu yıkan, fazla satan,
Nuru boğsam diye eb’âdı aşan
Ateşin gayzını teşyîe koşan
Gezse fosfor gibi medfende gezen,
Dursa medfen gibi lakin rehzen;

“Öl!” deyip her ölenin annesine,
Demirin satvet-i mel’unesine
Dayanıp ufka tahakkümle bakan!
Eli kan, sinesi kan, cebhesi kan,
Heykel-i vahşete “Lanet!..” demesin.
“Bu mu, Yarab, medeniyet!..” demesin.

Bu mudur az diye devrimde hukûk?
İsteyen hakk-ı behayimde hukûk?
Eli, atı için, âlamı silip,
Başı bir gûş-i tahassüs kesilip
Dinleyen sine-i a’sarı bu mu?
Bu mu evvel yıkarak mevhumu,

Sonra iclas ederek sabiteyi,
Sonra inkar eden ondan öteyi?
Düşünen cebhesi üstündeki çîn
İşte topraktaki bir çizgi için!
O büyük nur, o mutantan unsur
Denilen meşale, gerçek, bu mudur?

Bu mu aydınlatacaktır yarını?
Silerek nur ile göz yaşlarını?
Bu büyük kizbi ederken tashih
Şu küçük yerde yatan bir tarih.
Demir âsâbını ey taş heykel
Titretir belki derim artık gel

Gel o tarihi bu topraklara sor!
İki yüz bin bu kadar cild ediyor!

Mithat Cemal – 1917

Share.

Yorum Ekle