Hıçkırıklar – İhsan Mukbil

0

-Çanakkale Şehidleri İçin-

Gümüş renkli ufuklardan süzülen rüzgar,
Aradığın hangi mechul, elemli diyar?
Hangi hicran beldesinin yolcususun sen?
Gel, benim de kalbimde bir zehirli diken;

Fırtınalı beynimde bir öldüren humma.
Hâlâ, matem hıçkırıyor hasta rûhuma.
Senin her gün yürüdüğün hayat yoludur:
Belki serin nefeslerin bir şifa olur.

Gel, ipekli kollarınla vücûdumu sar.
Dudağında uzaklardan bir selam mı var?
Benden uzak sevgilinin hıyaneti mi,
Yoksa haber, son aşkımın felaketi mi?

Fakat niçin gözlerinde bir emel kırık,
O titreyen sesinde bir nazlı hıçkırık;
Neden böyle edaların iğbirar dolu?
Heyecânla uzandığım her dostun kolu

Zaten beni itti siyah uçurumlara.
İşte sen de açıyorsun kalbime yara.
Haydi, aylık nefesinle kalbime in de
Söyle bana mehtab var mı aşk sahilinde.

…………………………..

-Şimdi kızıl ufukların yolcusuyum ben.
Şarkın mavi, ilham yağan gecelerinden
Topladığım koku ve renk doluyken saçım
Zümrüd gözlü sevgiliye emel taşırdım.

Son dönüşte uğradımdı Çanakkale’ye
Dalgalardan bir şen buse alayım diye.
Uzaklardan işittim ki bir derin matem
Dudağında dalgaların susmuyor bir dem.

Harab olan bahçelerde soluktu güller.
Ebedî bir mersiye ile hasta bülbüller
Mor geceye ağlıyordu ıztırabını,
Nağmelerin en perişan en harabını.

Uzanarak tecessüsle sardum sahile:
“Bir hicranın bestesiyle sesiniz bile
Hıçkırıyor; matiminiz kimin yasına?”
Yeşil göğü kabararak anlattı bana

Uzun uzun kahramanlık efsâneleri.
Ne ihtiyar asırların hurafeleri
Benziyordu, ne tarihin dudaklarında
Belki eşi doğmayacak ounun yarın da!

Gafil yolcu, dalgaların susarken sesi
Bütün kudsî şehidlerin kesik nefesi
Ta rûhumun içerisinde ağlıyor sandım.
Sanki derin bir uykudan sonra uyandım…

Bekler elbet viran eller şimdi teselli:
Yaslı kalan gönüllere ümidin eli
Hülyalardan ve geçmişti çiçekler serpür.
Bu toprakta gömülüdür yer yer emeller.

Hâlâ sevda şarabıyla dudakların yaş.
Sana emel va’dederken ey genç arkadaş,
Hülya ve aşk diyarının zümrüt kıyısı
Yakın sarhoş rûhunu bir kanatan sızı:

Hayatınız şehidlerin ölümleridir.
Şimdi aşkın sahilleri hicran yeridir.
Ey kalbinin matemîne ağlayan sefil
Teselliye koşuyorum, önümden çekil!

Gümüş renkli ufuklardan süzülen rüzgar
Yeşil yollu cennet olsun gittiğin diyar.
Hayır, Artık ne hülyaya ait bir emel
Ne dalgalı, zümrüt gözler, ne bir ipek el…

Bu kimsesiz sahillere dalıpa ğlarım.
Artık benim dinmeyecek hıçkırıklarım…

İhsan Mukbil
17 Şubat 1334

Share.

Yorum Ekle