İtilaf devletlerinin suistimalleri

0

Çanakkale Muharebeleri sırasında İngiliz ve Fransızların, uluslararası hukuku ihlâl ederek birçok suiistimalde bulunması gerek belgelerde gerekse basında büyük yankı bulmuş, devlet erkânı bu durumun derhal durdurulmasını Amerikan büyükelçisi vasıtası ile İngilizlerden istemiştir. Bu ihlâller basında da geniş yer almış, özellikle Avrupa medeniyeti bu çerçevede şiddetle eleştirilmiştir.

İngiliz ve Fransızlar, savaş boyunca Çanakkale’de birçoğu savaş suçu sayılabilecek ihlâllerde bulunurken, bunları düzeltme ya da azaltma gayreti içinde olmamıştır. İhlallerin en başında geleni ve en çokta tepki çekeni ise belgelerde “muhnik gaz” olarak geçen zehirli gaz kullanımı olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin Atina Sefareti 21 Haziran 1915 tarihli telgraf ile İtilâf devletlerinin içinde zehirli gazların bulunduğu mermiler kullandığı istihbaratını Hariciye Nezâreti’ne bildirmiştir.(1) İtilâf devletlerinin yaz aylarından itibaren zehirli gaz yayan bombaları kullanmaya devam ettikleri birçok belgeden de anlaşılmaktadır1B Zehirli gazların sıklıkla kullanılması ve istihbaratların devamlı bu yönde gelmesi Başkumandanlık Vekâleti’ni de harekete geçirmiş Hariciye Nezâreti’ne gönderdiği yazı ile İngiltere ve Fransa’nın bölgedeki bîtaraf ve dost devletler nazarında vakit kaybedilmeden protesto edilmesi istenmiştir.(2)

“Hariciye Nezâret-i Celîlesi’ne Ma’rûz-ı çâker-i kemîneleridir, Düşmanın Çanakkale’deki kıta’âtımıza karşı isti’mâl etdiği mermiyâtın hâmil olduğu muhnik gazlar hakkında gerek tebliğ-i resmîmiz ve gerekse muhtelif cerâid-i mahalliye ile neşriyâtda bulunuldu. Hâmî-i hak ve medeniyet geçinmek isteyen düşmanlarımıza mukabele-i bi’1-mislde bulunmak mecburiyeti hâsıl oluyor. Bütün bunun mesuliyeti düşmanlarımıza râci’dir. Düşmanlarımızın bu yeni tarz muharebelerinin bî-taraf ve dost devletler nezdinde vakit kaybetmeksizin protestosunu bilhassa istirham eylerim.”

Gazetelerde bu konu ile ilgili yazı ve haberlerde Avrupa medeniyetinin insanî yönü sorgulamaya başlanmıştır. Bununla birlikte Hilâl-i Ahmer Cemiyeti zehirli gazların cephede kullanılmasından önce bu olasılığı düşünmüş, cephede zehirli gaz kullanıldığı haberleri üzerine cemiyet hanımları önceden Avrupa gazetelerinden yaptıkları araştırmalar ile askerin bu tip gazlardan korunması için ağızlık ve burunluk (gaz maskesi) imâl etmeye başlamıştır. Cemiyet, bütün masraflarını kendisi karşılamak üzere 40.000 adet ağızlık yapmış, ilk önce deniz askerlerine daha sonra da kara askerlerine göndermiştir.(3)

Türk Yurdu, zehirli gaz kullanımı ve bu gazlardan korunmak için ağızlık ve burunluk imâl eden başlangıçta İstanbul’da daha sonra diğer illerdeki Türk kadınının bu fedâkârlıklarını ve savaş yıllarında uhdelerine aldıkları vazifelerini hakkıyla yerine getirdiklerini nakletmektedir.(4)

“Son zamanlarda Çanakkale Harbi’nde bulunan arslan askerlerimize karşı medeniyeti suiistimal eden düşmanlarımızın mekanik gazlar neşredici gülleler savurmakta olduklarını işiterek müteessir olan Hilâl-i Ahmer kadınları, bunun da bir çaresini bulmuşlar: Avrupa gazetelerinden okuyarak mekanik gazlara karşı ku1lanmak için Avrupalıların birtakım ağızlıklar yaptıklarını öğrenmişler ve kendi aralarında bunu yapmayı kararlaştırarak derhal Hilâl-i Ahmer Merkez-i Umûmisi’ne bir takrir vermişlerdir.Tekmil masrafı kendilerinden olmak üzere bugüne kadar 40.000 kadar ağızlık yaparak ilk önce denizcilere ve sonra kara asâkirine yollamışlar ve hâlâ yollamaktadırlar. Malumât almak için mezkûr müesseseyi ziyâret ettiğim vakit, bir iki büyük masanın etrafında 20-30 kadar hanımefendilerin sessiz, sedâsız, kemâl-i ciddiyet ve mahâretle acele acele ağızlık imâl ettiklerini birkaç dakika derin bir takdir ve hayretle temaşa ettim…”

Tuncoku, Anzakların endişe içinde olduğunu, hatta zaman zaman kendi mahalli basınlarında Türklerin zehirli gaz kullandığına dair haberlerin bile çıktığını belirtmektedir. Wellington’da neşredilen Otago Times Gazetesi’nin 1 Kasım 1915 tarihli sayısında “Savaşçı Olarak Türk” başlığında şu haberi nakletmektedir. (5)

“Hastaneye ateş edilmiyor, zehirli gaz kullanılmıyor. Triumph Zırhlısı isabet alıp batmaya başlayınca tekrar ateş edilmiyor. Türk ikili oynamıyor. Bunun aksini iddia edenler Gelibolu’ya değil, en çok Mısır’a kadar gelenlerdir.”

Alan Moorhead ise Türklerin muhtemel bir zehirli gaz kullanma olayına karşı
Anzakların, kendilerine dağıtılan gaz maskelerini kullanmayı ret ettiklerini zira onlara göre Türklerin zehirli gaz kullanamayacaklarını, çünkü dürüst savaşçılar olduğunu belirtmektedir6
Savaş hukukunu hiçe sayarak kullandıkları, vücuda girdiği yerde patlayan normal mermilerden kat kat daha fazla zarar veren domdom kurşunları da İtilâf devletlerinin sicillerine yazılacak suiistimaldendir. Cepheyi ziyâret eden Hamdullah Suphi zehirli gaz ve domdom kurşunu kullanılmasını şöyle anlatmaktadır:(7)

“Düşmanlarımızın attığı kurşunlar infilâk edebilecek bir surette yapıldığı için küçük bir medhalden içeriye giriyor, fakat kemiklerde, azalarda müthiş tahriplere sebep oluyor. Bazen bir domdom kurşunuyla bir kemik yetmiş beş, seksen, doksan parçaya ayrılıyor. Karşımızdaki eski ve medenî milletler, muharebe ettikleri vakit askeri, saflardan çıkarmakla iktifâ etmek mecburiyetindedirler.

Bir Afrika vahşisi, bir Polonezya haydudu olmaksızın böyle dağıtıcı kurşunlar kullanmaya ve tayyarelerin attıkları bombaları zehirlemeye cevaz yoktur. Onlar attıkları bombaların esasen haiz olduğu paralamak ve öldürmek kuvvetiyle iktifa etmiyorlar. Bombaların demirlerini zehirliyorlar.(8) ”Başkomutanlık Vekâleti’nden Enver Paşa imzasıyla, Hariciye Nezâreti’ne yazılan 6 Eylül 1915 tarihli belge ile durumun Amerikan Sefâreti vasıtasıyla protesto edilmesi istenmiştir. (9)
“Çanakkale cephe-i harbinde düşmanlarımızın isti’mâl etmekte oldukları domdom kurşunlarından iki adedi mazrûfen takdim olunmuştur. İşbu kurşunların Amerika Sefâreti’ne aynen irâe suretiyle protesto edilmesi ve bi’l-cümle sefâretlere keyfiyet, ta’mîm edilerek mahallî gazetelere düşmanlarımızın hukuk u harbe ve kavâ’id-i insaniyeye ne derece riâyetkâr olduklarına dair neşr ve beyânâtda bulunmalarını ve netice-i teşebbüsât-ı fahîmânelerinin bildirilmesini istirhâm eylerim. Ol bâbda emr u fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir.”
Hariciye Nezâreti cevabî yazıda, kurşunların zarf ile birlikte özel bir memur ile Amerikan sefirine gönderildiği, sefirin kurşunları inceledikten sonra lazım gelenlerin yapılacağını söylediğini naklettikten sonra, bu kurşunların fotoğraflarının da bir an önce gönderilmesi istenmiştir. Bunun üzerine Başkomutanlık Vekâleti, 27 Eylül 1915 tarihinde İtilâf devletlerinin kullandıkları domdom kurşunlarını gösteren 45 adet fotoğrafın tarafsız devletler ve Amerika Sefareti’ne neşredilmek üzere verilmesini istemiştir.(10)
Domdom kurşunu erlerin en çok çekindiği durumdu. Bir gazi hatıratındaki “Çanakkale’de sebat kurşununun bize karşı hiç tesiri yok idi, ancak kalbe isabet etmedikçe. Bize karşı düşman yüzde seksen domdom kurşunu atardı. Domdom kurşunu dokunduğu yerde patlar ve parça parça yapar idi. İşte bu domdom kurşunundan çok telef verdik.” ifadeleri, ile bu durumu açıkça belirtmektedir1022. Bu kurşunların sesi çocukların şenliklerde yere attıklarında garip ses çıkaran fişeklere benzemektedir. Bu ses bile askerde bir ürperme meydana getirmek için yetmektedir.(11)

İngilizlerin savaşta suiistimal ettikleri diğer unsur ise, kızılhaç işaretleri olmuştur. Bu konu ile ilgili Karargâh-ı Umûmi İstihbârat Şubesi’nden, ilgili yerlere birçok yazı yazılmış, Hariciye Nezâreti vasıtası ile de ilgili devletlerin bu suiistimallere son vermeleri istenmiştir. Belgelerden bu suistimallerin şu şekillerde yapıldığı anlaşılmaktadır. Genelde bir seyyar hastane veya bir hastane gemisinin ardından top ateşi yapılması ya da seyyar hastaneler yanında askerlere süngü ve muharebe talimi yapılmak sûreti ile oluyordu. Ayrıca kızılhaç işareti taşıyan arabalarla cephe hattına doğru malzeme nakli de yapılıyordu. Daha da ileri giderek muhtemel çıkarma yapılacak bölgelerde Kızılhaç bayrakları sallandırılmış, böylece Osmanlı güçleri yanıltılmak istenmiştir. Aşağıdaki belge bu suiistimalleri göstermesi bakımından önemlidir.(12)
“…İngilizler el-ân salîb-i ahmer işaretlerini suistimal etmekde devam ediyorlar. Anafartalar’da Mestantepe civarında seyyar hastahânelerinin hemen yakınında askerlerine süngü ve muharebe talimi yaptırıyorlar. Birkaç günden beri bu mıntıkada şâyân-ı ehemmiyet bir muharebe olmadığı hâlde hasta arabaları hatt-ı harbe doğru ve mütemâdiyen nakliyat yapmakdadır. Müte’addid hastahâne gemilerine mâlik oldukları hâlde bütün Kemikli Sahili’nin muhtelif mahallerinde en ziyade asker ihrâcına müsâit mevkilerde birçok Salîb-i Ahmer bayrakları sallanıyor.”

En çok suiistimal ise, hastane gemileri ile olmuştur. Donanma gemileri bir hastane gemisinin ardından top ateşinde bulunmaktan çekinmemişlerdir. Diğer taraftan Alman denizaltılarının Majestick, Trumph zırhlılarının yanında bazı nakliye gemilerini batırması üzerine mühimmat ve asker naklini hastane gemileri ile yapmaya başlamışlardı.(13)

Bununla da yetinmeyen İtilâf devletleri savaş hukuku hilâfına, birçok insanın öldürülmesine neden olacak sivil alanların özellikle yerleşim ve hastanele bombalanmasından sakınma gayretini göstermemiştir. Bu kısım, ilgili bölüme bırakılarak diğer birkaç ihlâlin de zikri ile konuya son verilecektir.

İtilâf devletlerinin uçaklarla çivi atması da basında ve hatıralarda sıkça olmasa da şikâyet edilen suistimal konularının başında gelmektedir.(14) Bunlar dışında İtilâf askerleri savaş hukukunun gereği kızılhaç işaretinde olduğu gibi diğer bazı sembolleri kullanmaktan çekinmemiştir. Siperden ezan okuyarak Türk tarafını aldatma teşebbüsünün yanında(15), ceplerindeki beyaz bayrakları çıkarıp telsim olacakları intibaını verdikten sonra Türk askerine ateş açmaktan çekinmemişlerdir. (16)

Yukarıda belli başlı suiistimalleri zikretmekle yeterli bir fikir oluşacağı kanaati ile konunun fazla uzatılmaması yönüne gidilmiştir. Burada savaş hileleri ile uluslararası anlaşmalar gereği, tarafların uymak taahhüdünde bulunduğu kuralları birbirinden ayırmak gereklidir.

Yrd. Doç. Dr. Lokman Erdemir

Dipnotlar:

1-A-BOA HR SYS 2110/8 B-BOA HR MA 1143/102;BOA HR MA 1142/67

2-BOA HR SYS 2411/3

3-TAKVİM II,s;143,144

4-Türk Yurdu,23-Teşrinisani 1331,Yıl;5;95,s;259

5-Tunçoku s;110

6-A.Moorhead; Gelibolu, s;167

7-Hamdullah Suphi,’’Gördüklerim 7’’İkdam Gazetesi,26 Temmuz 1331(8 Ağustos 1915)

8-BOA HR SYS 2182/2

9-BOA HR SYS 2182/2

10-Öztürk , S;11

11-Münim Mustafa,s;521

12-BOA HR MA 1142/86

13-BOA HR SYS 2412/11,BOA HR SYS 2099/9,BOA HR MA 1143/86,BOA HR MA 1134/24

14-Ali Canip, Yeni Mecmua 195

15-‘’Mülakatlar’’Gülhane Hastanesinden-Tanin Gazetesi 19 Nisan 1331,2 Mayıs 1915

16-‘’Beyaz Bayrakların Hikmeti’’İkdam Gazetesi 19 Nisan 1331–2 Mayıs 1915s;2

Share.

Yorum Ekle