Yine Hafız Kemal gelir şehitlerin ruhu şad olur

0

18 Mart sabahı İstanbul’dan Çanakkale’ye giden vapurdan dalga dalga yayılan ezanlar, karşı dağlarda yankılanıyor ve biraz sonra Gelibolu’da şehitlerin ruhuna okunacak mevlidin habercisi oluyordu.

Bu sesi duyan boğazın iki yakasındaki insanlar, “Yine Hafız Kemal geldi; bu yıl da şehitlerin ruhu şad olacak.” diyordu. Hafız’ı duyanlar onun okuduğu içten ve büyüleyici mevlit ile kendinden geçiyordu. Kendisi de Çanakkale gazisi olan Hafız, şimdi elimizdeki sararmış bir fotoğraf, birçok plak ve çok ilginç bir hayat hikayesiyle çıkıyor karşımıza… Hem de yine bir 18 Mart günü.

18 Mart sabahı İstanbul’dan Çanakkale’ye giden vapurdan dalga dalga yayılan ezanlar, karşı dağlarda yankılanıyor ve biraz sonra Gelibolu’da şehitlerin ruhuna okunacak mevlidin habercisi oluyordu. Bu sesi duyan Boğaz’ın iki yakasında insanlar, “Yine Hafız Kemal geldi; bu yıl da şehitlerin ruhu şad olacak.” diyordu. Hafız’ı duyanlar onun okuduğu içten ve büyüleyici mevlid ile kendinden geçmekle kalmıyor; sanatçının Çanakkale’ye olan tutkusunu da anlamaya çalışıyordu. Kendisinin Çanakkale gazisi olduğunu uluorta söylemeyen; denizleri, dağları çınlatan bu tarifsiz sesin sahibi, şimdi elimizdeki sararmış bir fotoğraf, birçok plak ve çok ilginç bir hayat hikayesiyle çıkıyor karşımıza… Hem de yine bir 18 Mart günü. Mevlithan ve gazelhan geleneğinin en önemli ismi Hafız Kemal’in (1882-1939) taş plak kayıtları, bu plaklarla ortaya çıkan fotoğraflar usta sanatçıyı bir kez daha gündeme getirdi. Yaklaşık 30 taş plakta, sanatçının 1920’lerde okuduğu mevlit ve gazeller yer alırken; taş plaklarla birlikte bulunan sanatçıya ait fotoğraflar da onun hayat hikayesine dair ipuçları veriyor. Hele hele bir fotoğraf var ki tarihî önem taşıyor. Çanakkale Savaşları’nda çekilen bu fotoğrafta sanatçı, elinde tüfek, arkadaşlarıyla birlikte poz vermiş. Hafız Kemal’in, plak koleksiyonerlerinde bile bulunmayan albümleri, önümüzdeki günlerde Kalan Müzik etiketiyle yayınlanacak.

Hafız Kemal’in ses kayıtlarının ve fotoğraflarının tam da Çanakkale Zaferi’nin 94. yıldönümünde ortaya çıkması, oldukça anlamlı. Çünkü, kendisi bir Çanakkale gazisi. Bölüğündeki çoğu arkadaşı şehit düşmüş, Hafız Kemal ise yaralanmış. Vücudundaki kurşunu ömrünün sonuna kadar taşımış. Son nefesini verene kadar da Çanakkale Savaşları’nın yıldönümlerinde Gelibolu’ya giderek bu savaşta şehit düşen arkadaşlarının ruhuna mevlit okumuş. Çanakkale’ye girerken gemide okuduğu ve Boğaz’ın iki yakasında yankılanan muhteşem ezanları hatıralarda yer alıyor. Hafız Kemal’in her 18 Mart günü Çanakkale’ye giderek şehitlerin ruhuna mevlit okuttuğunu kızı Fatma Velice Bilge de doğruluyor. “Babam, 18 Mart günleri Çanakkale şehitlerinin ruhuna Kur’an okumayı, mevlit törenlerine katılmayı bir gelenek haline getirmişti. Eskiden Gelibolu’da kalabalıkların da katılımıyla mevlit törenleri düzenlenirdi. Babam da mevlithan olarak bu mevlidi okuyan kişiydi. Hatta Atatürk de bu konuda onu teşvik ederdi. Atatürk, Dolmabahçe’de bazı akşamlar onu odasına çağırarak Kur’an okutur, huşu içinde dinlermiş.” diyen Bilge, babasının kayıtlarının yayınlanmasının da son derece önemli olduğunu söylüyor.

O ezan okuduğunda halk meydanda toplanırdı

Döneminin en ünlü hafız, mevlithan ve gazelhanlarından olan Hafız Kemal, görev yaptığı Sultanahmet ve Ayasofya camilerinde ezan okurken, halk kendisini dinlemek için meydanda toplanırmış. Sesinin güzelliği, gürlüğü ve etkileyiciliğinin yanında musiki bilgisi de onu aranan bir yorumcu yapmış. Ezan gibi mevlit, kaside ve gazel okuyuşu da mükemmel olan sanatçı, döneminin büyük ustaları Hafız Sami ile Hafız Osman’ı taklit etmemiş; kendi yorum tarzını oluşturmuş. Hafız’ın bu tarzı halk arasında pek sevilmiş ve bu icra tarzıyla sanatçı şöhreti yakalamış. Columbia firmasından çıkan ve özellikle 5 plaklık Mevlit’i pek ünlü olan sanatçının bu çalışmaları o dönemde bütün yurtta elden ele dolaşırmış. Hafız Kemal ile ilgili yazılı kaynaklar oldukça sınırlı. Bu konuda Ali Rıza Sağman ve Eşref Edip’in notları sanatçıyla ilgili kısa bilgi de veriyor. Ali Rıza Sağman, kitabında Hafız Kemal ile ilgili şunları yazar: “Pesleri kaba, tizleri tatlı, makbul, falsosuz bir sestir. Nağmelerindeki asalet yağdan kıl çeker gibi, zarif uzatmalar ve pek tatlı kavisler.” Eşref Edip de “Mehmet Akif” adlı kitabında Akif’in mevlit okuyanlar arasında en çok Hafız Kemal’i beğendiğini ifade ediyor. Eşref Edip, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif’i anlatırken Hafız Kemal ile ilgili şu notları aktarıyor: “Üstadın aziz dostlarından biri de Hafız Kemal. Hafız Kemal’i üstadla tanıştıran, Asım. Üstad mevlit okuyanlar arasında en çok Hafız Kemal’in okuyuşunu severdi. Hakikaten Hafız Kemal, en büyük camileri dolduran gür sesiyle çok azametli, haşmetli okur. Üstad, Hafız Kemal’i Sait Paşa İmamı’na benzetirdi. ‘Hafız Kemal’in sesine birkaç kat daha katarsanız Sait Paşa İmamı’nın sesi olur.’ derdi. ‘Ahlakı da sesi gibi İlâhî olan’ Sait Paşa İmamı’nı üstad, çocukluğunda bir kere dinlemiş, onun sesini Gölgeler’de tasvir etmiştir. Üstad, Hafız Kemal’i Şerif Muhyiddin Bey’le tanıştırmıştı. Muhyiddin Bey’in Çamlıca’daki köşkünde nice geceler, Hafız Kemal sabahlara kadar okumuş, Muhyiddin Bey de udunu inletmişti. Abbas Paşa, Kemal’in musikideki kabiliyetine, okuyuşundaki yüksek kudretine, sesindeki fevkaladeliğe hayran olmuştu. Hele bir gece Paşa’nın Heybeliada’daki köşkünde Kemal’in okuduğu mevlit gönüllere ne büyük heyecanlar, ne ruhanî neşeler vermişti. Mevlit bitip de şerbetler içilirken Paşa, Hafız Kemal hakkında büyük takdirler, samimi iltifatlar gösterdikten sonra üstadın fikrini sordu. Üstad da;

– Nasıl diyeyim? Hafız Kemal okurken insan Süleymaniye Camii’ni, Sinan’ı görür gibi oluyor. O ne azamet, o ne kuvvet!

Paşa, üstadın bu tavsifini o kadar beğendi ki heyecandan ayağa kalktı;

– İşte şair ruhu böyle duyar, dedi. Üstada iltifatlarda bulundu.

Üstad, Hafız Kemal’e (Kemal Hafız) derdi. Mevlit okurken Süleyman Çelebi’nin eserine hiçbir şey katmadığı için onu çok takdir ederdi. Hafız Kemal’in bazı kasidelerde, naatlarda yanlış okuduğu olursa üstad tashih eder, Hafız Kemal de bunu büyük memnuniyet ve teşekkürle karşılardı. Hafız Kemal, mevlit plaklarından bir takım üstada hediye etmişti. Üstad bir itina-yı mahsus ile bunları saklar, bilhassa Hâlvan’daki inzivagâhında dinledikçe vecd içinde kalırdı.”

Abdullah Kılıç Zaman – Cumaertesi Eki Sayı: 16

Share.

Yorum Ekle